husn-i hat - ...Ya Vedûd,Aşkına Dilenciyim... - Blogcu



1/5/2009 - Hüsn-i Hat

Kategori: husn-i hat

ALLAH sözü başta olmak üzere,

Ölümün elinden kurtarılmak istenen

bütün sözleri güzelleştirmek için,
                                                Hüsn-i Hat…

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/12/2008 - Her Harfin Bir Ruhu Var; Elif Zarafeti,Kef Asaleti, Mim Peygambe

Kategori: husn-i hat

Her Harfin Bir Ruhu Var; Elif Zarafeti,Kef Asaleti, Mim Peygamber’i Anlatır

 

Hattat Yusuf Sezer, abisinin okul çantasında bulduğu siyah tahta çubuklar ve içinde reçel var sandığı mürekkep kavanozuna parmağını daldırıp yaladığı 10 yaşından bu yana aşkla bağlandı işine.

Büyük hat üstadı Hamit Aytaç'tan icazet aldı. 32 yıldır hat sanatıyla uğraşıyor. Türkiye'nin tek özel hat bürosu olan mekanında 25 yılda 7 binden fazla öğrenci yetiştirdi. Türkiye'nin vergi mükellefi olan tek hattatı. Zaman zaman sergiler açıyor. Altı cumhurbaşkanına eserlerini sundu. Yabancı ülkelerde yaptığı çalışmalarla Türk hat sanatının bütün dünyaya yayılmasına büyük katkıda bulundu. Ben onu değil, o beni buldu. Ne iyi etti, beni varlığından haberdar etti. Bugüne kadar her meslekten insanla konuşmuştum; ama sayfama bir hat sanatçısını hiç konuk etmemiştim. Yazının büyüsünü bana hatırlattığı için üstada teşekkür ederim.

Bunca yıldır yazıyorsunuz. Yazı size ne öğretti?

– Öncelikle sevgiyi. Çünkü her yazdığınız ya ayet–i kerime, ya hadis–i şeriftir. İnsanı yüksek ve erişilmez bir fazilette yarattığını Cenab–ı Hakk beyan ettiği için, sevgiyi, sabrı, sebatı görüyorsunuz. İnsanın iç alemi yazıya akseder. Bir misafirim gelmişti, üniversite profesörü. “Senin yazılara bakıyorum, bir buz üzerinde bir balerin adeta buz pateni yapar gibi, harfler kaygan, esnek, zarif duruşlu. Başka hattatların eserlerine baktığım zaman, sanki balyozu harflerin tepelerinden vurulmuş, sıkıştırılmış, küt duruşları var.” dedi. İnsanın psikolojisiyle yazı birebir orantılıdır. Malum tarihte hastaları yazıyla ve musikiyle tedavi merkezleri oluşturulmuş. Yazı dış etkenlerden adeta sizi soyutlar, inzivaya çeker.

Resim de öyledir. Yazının resimden farkı nedir?

– Yazı insana manada yol aldırır. Şekil olarak da, onda resmin bütün karakterlerini göreceksiniz. Bir Türk ressamı Picasso'nun atölyesine gidip, biraz daha resimde ustalaşmak için, kendisinden ricada bulunuyor. “Siz Türk'sünüz. Önce kendi yazınızı inceleyin. Biz sizin yazınızı inceleyerek bugünkü resmi yapıyoruz.” diyor.

Hattın resimden bir ayrılan noktası, harflerle resimleşmesi. Öbürünün renklerle ayrışması. Yani baktığınız zaman bir hatta resim görürsünüz. Mesela bu eserde, dua eden bir insan var. Bütün hatalarından, sıkıntılarından, isyanlarından adeta yalvarırcasına kollarını açıp, Cenab–ı Hakk'a halini arz etmesini resmetmişiz. Ama yazıyla.

Hakikaten siz söyleyince gördüm. Neden daha çok ayet yazılır bu sanatta?

– Ayet–i kerimenin metnini Kur'an–ı Kerim'den seçip, hatasız yazma imkanı, daha kolay olacağından. Bir de harflerin istif yapmaya, kompozisyona ve farklı şekiller oluşturmaya o kadar müsait bir hali var ki. Mesela ben şurada “Darıca Belediye Başkanı Şükrü Karabacak” kelimelerini tertip ettim. Bunu yaparkenki kompozisyonun zahmetiyle, ayet–i kerimeyi yaparkenki kompozisyon rahatlığını hiçbir zaman bulamazsınız. Ayetlerin birbirlerine eklentilerini ve manalarını ve insanların buradan çıkaracağı mesajı, hep şifre halinde kilitlemek gerekiyor. Bir hat eserde tek harfi kaldırsanız bütün istif darmadağın olur.



Hangi harf ne söylüyor size?

Ayın harfi, cim
harfi bir insanın heybetini, azametini, dinçlik halini ortaya koyan harflerdir. Elif harfine baktığımız zaman, latif, ince, boylu poslu bir harftir. O da bir hanımefendinin zarafetini ve insanın tevazuunu ifade eder. Manevi yönden elif harfi bir insanın namazda kıyamdaki duruşunu gösterir. Vav da insanın tesbih ve zikir halindeki duruşunu ifade eder. Büsbütün Cenab–ı Hakk'ın karşısında mahviyete bürünmüş, kendisini gizlemeye çalışmıştır.

Nun ne diyor?

– Üstündeki nokta ‘Rabb’im, ben senin için yandım, bittim' demektir.

Noktayı aşağıya alalım, 'be' ne diyor?

Be besmelenin başlangıcı. “Ben senin isminden başkasını bilemem ki, senin isminsiz yola çıkamam ki. Sen bana, toprağa basmama cesaret verdin, der. Alttaki nokta topraktır.

Kef'e bayılırım ben. Kef nedir?


– Duruşuyla asildir.
Kef
harfi, Cenab–ı Hakk'ın sınırsız kudretini gösterir. “Bakınız semaya, arza. İkisi arasında insanı şaşırtan bir dengesizlik var mı? Her şey bir denge içinde, her şey bir ölçü içinde. Kendinizi ayarlayınız.” der Allah. Kef, insana dengeli olmayı hatırlatır.

Ya 'lamelif'in sevimliliğine ne demeli?


Lamelif bütün uzaydaki gezegenleri, arştan, arza ulaştıran bir yoldur. Hani havada uçakların geliş gidiş yolları belli. Bütün insana gelecek ilhamların, insana gelecek güneş enerjisinin toprağa gidişinin, hepsinin bir yolu vardır. O yolla toprağı böyle kazır, işler.

Peki mim?


Mim
, Peygamber Efendimiz'i hatırlatır. Hem de o kıvrımlı estetik duruşuyla insanın bütün vücut hareketlerini. Asla sert köşeli değil. Yumuşak, kavisli halini hatırlar. İnsanoğlu hilkatinin sebebini bilince, ona göre kompozisyon yapar. Bir hat sanatkarı harfleri de bilmeli, manayı da. Kur'an'a vakıf olmalı. Ya hafız olacak, ya Kur'an'ı çok iyi okuyacak.Bunları bilmeden, yaptığı istiflerden bir şey çıkartamaz.




Hatlarda leylek çok kullanılmıştır da, başka bir hayvan pek kullanılmamıştır. Niye?

– Leyleğin taşıyıcılık görevi vardır yaratılışında. İyi mesajlar getirmek. Mesela kışın, soğuk yerlerden sıcak yerlere göç eder. Burada da iyi mesajı götürüyor. Hat sanatında en zoru, kubbelere yapılan yazılardır. Çünkü onun kadrajını iyi bilmek lazım. Kubbe düz gitmiyor malum. Elipsi inişi. Ona göre harflerin dağılımını merceğe toplamak lazım.

Şuradaki besmeleyi ben artı sonsuzdan eksi sonsuza gidiş gibi algıladım. Sizin yorumunuz ne?

– Ben buna ‘maraton besmele’ diyorum. Yani hiç durmuyor. Hem kıraati de öyledir. Yani tecvit kurallarına göre okurkenki halini de göz önünde bulundurarak, orada farklı bir besmele çizdim.

Bu sanatı öğrenmek isteyenlere ne önerirsiniz?

– Mutlak surette, önce bir hattat aramalılar. Sonra, defterini, kalemini, mürekkebini, hokkasını hazırlayıp, ciddi bir şekilde ve hocasını bırakmadan, uzun süre derse devam etmeliler. Bir talebenin hat sanatını öğrenip bitirebilmesi için, mutlaka bir yedi sekiz sene gibi bir zamana ihtiyacı var. Hattı öğrenmek isteyen insan, çini mürekkep kullanamıyor. İs mürekkebi kullanacak. Düz beyaz kağıtla çalışamaz, mutlaka çayla boyadığı kağıtlar üzerinde yazması gerekiyor. Mürekkebin içindeki teknik malzemelerimiz de çok önemli. Çıralı odundan elde edilmiş is kullanılır. Zamk kullanılır. Biz pudra şekeri de katıyoruz mürekkebe. Çay suyu ile boyadığımız kağıdı yumurta akıyla terbiye ederek ona bir nevi selefon kaplama yapıyoruz. Mürekkebimizle ufacık bir hata yaptığımız zaman, bunu bıçakla kazıyarak, mahvetmeyiz. Elimizle yalamak suretiyle mürekkebi temizleriz.

Araplar mı bu konuda daha uzman, Türkler mi?

– Tarihte bir söz vardır: ‘Kur'an Mekke'de nazil oldu, Kahire'de okundu, İstanbul'da yazıldı.’ Halen İstanbul'da yazılmakta. Çünkü İstanbul, coğrafi yönden de, iklim açısından da yazının yazılmasına çok müsait. Bizde bir disiplin vardır. O aldığımız disipline sadakatle çalışma yaparız. Harfleri kendi düşüncemize göre değiştirmeyiz. Eğer bir elifin boyu, yazılması gereken kalemde beş noktaysa, biz onu her zaman beş noktada kullanırız. Belirtilen esasları bize bırakılan ölçülerde muhafaza etmek zorundayız. Eserlerin güzelliği ve latif duruşları bundan dolayı.


Arap harflerinin Latin harflerine göre avantajları neler?

– Bir defa, fizikî olarak gözü yormuyor. Bir Rum doktoru, muayenehanesinde “Gözlük kullanmak istemeyenler, hüsnü hatla meşgul olsunlar” tabelasını asıyor.

Harflerin sağdan sola yazılması ve boyları da farklı farklı şekillerde olduğu için, adeta göz kaş hareketlerimizin hassasiyetle çalışmasına yardımcı oluyor. Latin harfleri hep köşeli ve aynı boyuttaki harfler olduğu için, gözü yoruyor ve soldan sağa. Halbuki kalbin kanı pompalaması, sağdan soladır. Temiz kan sağdan, kirli kan soldan. Göz kasları sağdan sola süratli çalışır. Sinir hücreleri de o şekildedir. Galaksiler sağdan sola, hacılar Kabe'yi sağdan sola tavaf ederler. Yani hem fizikî, hem astrolojik, hem bedeni özelliklerine uygun bir hali var.

Size bir şey söyleyeyim mi, bu odaya ilk geldiğimde göremediğim birçok şeyi şimdi sanki görüyorum. Gözüm biraz terbiye oldu. Bazı şeyleri daha bütüncül olarak görebiliyorum.

– Doğrudur, ben de size olmuş vakayı naklederek bunu teyit edeyim. Dağıstan'da yazdığımız caminin içindeki yazıları bir Rus ressam incelemeye gelmiş. Oranın imamı bana bunu anlattı. “Yaşlı” diyor, “Seksen küsur yaşında, uzun boylu, zarif bir adam. Girdim, Rusça selam verdi, konuştuk, hasbi’hal ettik. Kendi haline bıraktım bir süre; sonra baktım ağlıyor. Kendi kendime ‘acaba bu adam bu işi biliyor da, bir yanlış var da onun için mi ağlıyor?’ dedim. ‘Affedersiniz, neden ağlıyorsunuz?' diye sorduğum zaman, ‘Kardeşim, sen bu yazılara bakıyor musun?' dedi. ‘Evet bakıyorum, ben buranın imamıyım.’ dedim” diyor. Adam demiş ki:
‘Bak kardeşim, ben Rusya'dan buraya geldim. Moskova'nın en ünlü ressamıyım. Bugün Gorbaçov'undan Yeltsin'ine hepsine resimler yapan adamım ben. Burayı methettiler, geldim. Bilmiyorum, bu yazıları yazan sanatkar hayatta mıdır, değil midir, nerede yazıldığını bilmiyorum. Ama yazılara ilk baktığım zaman yazıların bana doğru hareket ettiğini gördüm. Sonra baktıkça benim yazılara doğru hareket ettiğimi hissettim. Sonunda yan yana geldik, göz göze kalakaldık. Yakın bir mesafede içimde bir şeyler kıpırdamaya başladı. Şimdi bu benim sanat ruhuyla artık sınırlarımı aştı, gözyaşlarımı tutamadım.' ‘Peki' demiş, ‘Bir kusur mu var?' ‘Hayır' demiş. ‘Mükemmel. Beni altüst etti. İyi koruyun, yazılması mümkün değildir burada.'

Hangi ayetti o yazı?

– Fetih Sûresi. Elli santim eninde, yüz üç metre uzunluğunda. Ben şablonunu yaptım, bizzat oraya nakkaşlar işledi.
(Bu arada o yazının resmini gösteriyor bana) Sanki kalabalık bir ordu gibi.İnsanlar var gibi. Muhteşem bir yazı gerçekten.

 

Nuriye Akman

 

 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/9/2008 -

Kategori: husn-i hat


Baş kısmı “Edeb yâ hû“
Kalp kısmı “ALLAH“
Sırt - göğüs kısmı “Âh mine’l-aşk“
Sağ etek kısmı “Yâ hazret-i Mevlânâ“
Sol etek kısmı “Bu da geçer yâ hû“
Sağ etek iç kısım “Hoş gör“

İstif-Uygulama: Mustafa Nazif

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/4/2008 - Biz ‘ALLAH’ yazıyoruz kardeşim, yanmayız

Kategori: husn-i hat

Bir ara Hattat Hâmid’in odasının bulunduğu han büyük bir yangın geçiriyor. Eğer Hattat Hâmid’in odasına da yangın gelecek olursa —ki eski İstanbul yangınlarını düşünelim— mevcut olan bütün eserler yanıp kül olacak. Hancı geliyor: “Üstad!” diyor, “çabuk davran, toparlan, yangın geliyor, yanacaksın!”. Hattat Hâmid hiç istifini bozmadan çalışmasına devam ederek diyor ki: “Biz ‘ALLAH’ yazıyoruz kardeşim, yanmayız; siz başınızın çaresine bakın”, ve hakikaten bunu nasıl güçlü bir imanla söylediyse, ateş Hattat Hâmid’in kapısına kadar geliyor ve kapısında sönüyor.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29/3/2008 - YAVAŞ AMA TİTİZ

Kategori: husn-i hat

Hattat Hamid yazılarını çok yavaş yazmaktadır. Halim Efendi gibi seri’ül-kalem değildir. Eli yavaş ama titizdir. Yazıyı evvela kurşun kalemle müsvedde halinde taslak yapar, sonra onu kamış kalem ile şeffaf kağıda yazar, yazdığı bu yazıyı tashih eder, rötüş yapar, adeta yazı ile oynardı. Bu yazının da üstüne başka bir şeffaf kağıt koyar, daha titiz ve dikkatli bir şekilde, ikinci kağıda aktarırdı. Hoca bu ameliyeyi, yazıyı tam beğeninceye kadar yapar ve kağıda bütün bunlardan sonra yazardı.
Bir gün titiz ve yavaş yazmasından mevzu açılmıştı, Hamid Hoca dedi ki;
Bir gün Beşiktaşlı Nuri Korman'ın hanımı geldi, benim böyle yavaş yazdığımı görünce; “aaa ! Hamid Bey! Bizim bey kalemi bir aldı mı hemen yazıverirdi, sen böyle ne kadar yavaş yazıyorsun!” deyince, canım sıkıldı ve “hanımefendi bir seferde yazılan yazıya bir sefer, bakılır atılır; ama emek verirsen o yazı yazı olur”, dedim. Kadıncağız bozuldu, ben de utandım ama olan olmuştu. (Dr. Mehmet Refii Kileci'den nakil)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/3/2008 - Hattat Hamitten..

Kategori: husn-i hat

Hattat Hamid, hüsn-ü hatta kendisini geliştirmenin yollarını aramaktadır. Bu konuda her fırsatı değerlendirir. Ta’lik yazıyı öğrenmek arzusu da dayanılmaz hale gelmiştir.

Bir dükkanın vitrininde Yesari’ye ait bir celi ta’lik levha görmüştür. Artık her gün o dükkanın önüne gelir saatlerce yazıyı seyreder. Birinci gün… ikinci gün… üçüncü gün… derken günlerce, bıkmadan usanmadan gelip dükkanın önünde ta’lik levhayı incelemektedir. Dükkan sahibi durumun farkındadır ama bi şey dememiştir o güne kadar. Fakat artık dükkan sahibi de bu durumdan sıkılmıştır. Hamid yine gelmiş yazıyı incelemek üzereyken dükkan sahibi: “nedir bu canım, böyle her gün, sıktın artık. Al şunu da bırak yakamı” deyip levhayı Hamid’e verir. Hamid müthiş bir sevinçle levhayı alıp koşarak atölyesine gider.

Derler ki, Hattat Hamid ta’lik yazının esrarına, bu levhayı inceleye inceleye vakıf olmuştur.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/3/2008 - Lamelifler

Kategori: husn-i hat

 

LAMELİFLER

Hattat Hamid Aytaç’ın en önemli eserlerinden biri Şişli Camii yazılarıdır. Hamid büyük özenle cami yazılarını yazıp uygulamaktadır. Fakat kapı üzerindeki müsenna yazıyı bir türlü tamamlayamamıştır.

Ne kadar uğraştıysa da lamelifleri yerleştiremez. Bunun sıkıntı içerisindeyken yorgunlukla bir süre uyuklar ve rüyasında lamelifleri kolayca yerleştiriverir. Uyanır uyanmaz hemen rüyasındaki şekliyle lamelifleri yazarak istifi tamamlar.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/3/2008 - GÖNÜL UYUMAZ

Kategori: husn-i hat

 

Hattat Hamid geceleri geç saatlere kadar, hattat bazen sabahlara kadar çalıştığı için gündüz çalışma masasında yazı yazarken kimi zaman elinde kalemle uyuklar.

Öyle ki, bazen harfin yarısını yazıp uyukladığı olurdu. Fakat bu halde bile eli yazının üzerinde hiç titremeden bekler, birkaç dakika sonra gözlerini açtığında kaldığı yerden aynen devam ederdi. Üstadın bu şekilde tamamladığı harfleri bozulmadan ve pürüzsüz yazması son derece enteresandır

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/3/2008 - GEÇİM SIKINTISI

Kategori: husn-i hat

 

Hattat Yakup efendi, hat yazısıyla meşk etmekteydi. Bir arkadaşı O´na: "Boş işlerle uğraşma Yakup efendi! İhtiyaçlarını giderebileceğin, çok para kazanabileceğin başka bir işle meşgul ol" der.
Aradan uzun zaman geçer... ve Yakup efendi yazılarıyla ün yapmıştır. Dolayısıyla maddi durumu çok iyi duruma gelmiştir.
Bir gün yine o arkadaşıyla karşılaşır Yakup efendi. Ve der ki: "Canım arkadaşım, bu sanat öyle bir sanattır ki; onunla ugraşanlar geçim sıkıntısı çekmezler....

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/3/2008 - Hamid Aytaç

Kategori: husn-i hat

Asıl adı Şeyh Musa Azmi'dir. Bu bakımdan "Azmi" imzalı bir çok yazısı vardır. Hamid, takma adı ile tanınmaktadır. Aytaç soyadını almıştır. 1891'de Diyarbakır'da doğmuştur. Tuhfe-i Hattatîn'de adı geçen Hattat Amidî yani Diyarbakırlı Seyyid Adem Efendi torunlarından Zülfikar Ağa'nın oğludur.
İlk öğrenimini sibyan mektebinde Diyarbakır meb'usu hoca Mustafa Akif Efendi'den yapmıştır. Yazı aşkı da bu hocanın eğitiminden doğmuştur. Rüşdiye mektebinde Hoca Vahid Efendi'den rik'a ve jandarma kolağalarından (önyüzbaşı) Ahmed Hilmi Efendi'den sülüs yazıyı öğrenmiştir. Ayrıca Kavas-ı Sağır imamı Said Efendi'den ve akrabasından hüsn-i hat hocası Abdüsselam Efendilerden de öğrenimini sürdürmüştür.

Resme yetenekli olduğundan askerî rüşdiye resim ve fransızca öğretmeni merhum ressam Ali Rıza Bey'in öğrencisi ressam Hilmi Efendi'den resim öğrenmiştir. Öğrenci iken Hasan Ferid Bey'in atlasından haritaları aslı gibi çizdiğinden eser, okulun müzesine konulacak değerde görülmüştür.Harb Okulu matbaası hattatlığına, sonra da Genel Kurmay serhattatı (hattatların başı) hocası Mehmed Nazif Efendi'nin ölümü üzerine bu matbaaya geçmiştir. Bu görevi yedi yıl sürmüştür. Bu görevi sırasında l. Dünya Savaşı'na rastlayan yıllarda Yıldırım Orduları Gurubu emrinde Almanya'da Berlin'de Harita Dairesi'nde bir yıl çalışmış, sonra İstanbul'a dönmüştür.

Mütarekeden sonra istifa etmiş ve "Hattat Hamid Yazı" evi diye bir işyeri açarak o tarihten sonra hep serbest çalışmıştır. Hattat Hamid Bey Türk matbaacılığına çinkografi, çelik üzerine resim ve yazı hakketme yani gravür, kabartma ve lüks baskı tekniğini de ilk getirenlerdendir.

İstanbul'da en yeni camilerden olan Şişli Camii'nin eşsiz yazıları ile bir çok evlerde, salonlarda ve işyerlerinde Mısır ve Irak'ta, hatta dünyanın her yerinde onun binlerce nefis yazısı vardır. Uzun ve verimli bir ömür süren Hattat Hamit Bey bütün İslam aleminden, hatta Japonya'dan bile bir çok öğrenci yetiştirmiştir.

Son yazılarından biri, Kırk Hadistir. Süleymaniye Kütüphanesi arşivinde yazılarından bir kısmının mikrofilmleri alınarak saklanmıştır. İslam festivali için 1976 yılında İngiliz televizyonu için Süleymaniye Kütüphanesi'nde renkli bir filmi çekilmiştir. Ölümünden birkaç ay önce de İslam Kültür ve Tarih Merkezi tarafından böyle bir film hazırlatılmıştır. Ayrıca Süleymaniye Kütüphanesi arşivinde kasetlerde kendi sesinden hayat hikayesi vardır.
Mekke-i Mükerreme'de yapılmış olan son İslam Konferansında Hattat Hamit Bey'in yazdığı bir Kur'an-ı Kerim'in Almanya'da yapılmış nefis yaldızlı ve renkli bir baskısı Suudî Arabistan kralı Halid tarafından bütün İslam devlet başkanlarına armağan edilmiştir.

18 Mayıs 1982'de ölmüş, vasiyeti üzerine Karacaahmet mezarlığında Şeyh Hamdullah'ın yakınındaki kabrine, bir mi'rac kandili günü toprağa verilmiştir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

"Bir sızı var kalbinde;ALLAH (c.c.)sevgisinden gayrı şeylerin dindiremediği...Bir açlık var içinde; O(c.c.)'nun zikrinden başkasının doyuramadığı...Bir susuzluk var dudağında;O (c.c.)'na yakarış dışındakilerin gideremediği..."

  • İLÂHİ!..

    ENTE MAKSÛDÎ

    VE

    RIZÂKE MATLÛBÎ..

    Kategoriler

    Dostlar

    mehmetakif
    Özkan Özdemir
    rumuzsehadet
    erva
    azizmahmut
    mehmet toprak
    subat75
    keremcem130
    Gül Hanım GüRSOY
    kuldan
    gulale
    glnrylmz
    Yeni ırmak blogcu
    mevlana1
    qulistan
    dolunayayazi
    nasibim
    sevgipinari01
    cocukgelisimindebirnumara
    mehmet orhan durdu
    Seyma .
    esmaulhusnafaziletleri
    nurosmanlitorunu16
    vuslatgulu1
    dervis35
    gulkokulum
    saklinciler
    ruhumunhendesesi
    Esmâ Lâ'l
    sadiyedemir
    zeynepnazz18
    huzuralemim
    leylimecnun
    cezmeveda
    guleferman
    tesetturluyum
    dostilleri
    asikatularabiyye
    zellankadef
    tahress
    bilmiyorumbilmiyorum
    havfvereca
    ifham
    sanageldimhabibim
    gulvisal
    latehzen
    mehmeteminay
    krmzgl
    40ayak
    nurtaneleri
    susamcorekotu
    aleyna53
    seyyahcagri
    cennetyolcularin
    zehrafindikli
    91islam
    manevihayat
    sehadetyildizi
    kalbitasfiye
    makam-ı ferahhfeza ...
    nuraysem
    askimakber
    mucizelimarket
    YuSuF YüZLü
    heranduam
    ozleminellerinden
    eminegolylmz
    altnsilsile
    laluask34
    marifetatolyesi
    atayurtturkistan
    herdaimumit
    beyazgul42
    Ercan Gümüş
    Ercan Ekinci
    maneviiklim