AsK-I iLaHi - ...Ya Vedûd,Aşkına Dilenciyim... - Blogcu



5/11/2009 - Dünya Elifle Dönüyor..

Kategori: AsK-I iLaHi

Göğe asılı bıraktığın bu sağnak, nice gönül tarlalarından “hû” filizlendirdi. Kâinat vecde durdu. Ve… dünya elifle dönüyor, yürekler elife dönüyor. Aşk vesile… Dünyaya alıştım alışalı, denizi çakıl taşlarından tanıdım. İçimde ney seslerini büyüttüm. Belli ki yine bu ıssız limanda fırtına kopacaktı. Bir muammalı vakitti oysa ki yalnızlıklar.

Aşkın tarifini sordum göçen kuşlara. Dediler göç… Dediler yanmaktır yaklaştıkça… Onun kaynağından tadan divanedir, sonra…

Sonra bir şair kesti yolumu… “En yüce bir düştür benim aşkım. Görmeye değmez ki küçük düşleri” dedi ve ekledi: “Mecnun değilsen sus!…”

Bense güneşin kol gezdiği ufuklar hayal ederdim alkımlı dünyamda, aşka dair… Düşlerim en kudsi duygularla bezenmişti oysa. Meğer küçük düşlerle avunmuşum…

Muhayyel sevdalar bürüyor yüreğimin pencerelerini. Herbiri tül, herbiri hür. Hiç dokunulmamış, hiç yaşanmamış. Hikâyelerine hayal meyal tanıklık ettiğim…

Bu efsane hikâyeler sürüldü masama. Bense özgün sözlerin tadına alışıktım. Benim taatim, tahiyyatimdi Rab’le…

Dünyanın perdesini şöyle bir aralayınca, aşka dair birçok şeyin öylesine ortalığa savrulmuş olduğunu hissettim ki; tanınmayacak haldeydi. Kadın olmuştu, para, makam, nefs, hırs, menfaat, sömürü olmuştu. O kutsalı aralarından arındırmak öylesine zordu… Kalan son sevgi sözlerini topladım avucuma… doldurmuyor bile! Dilden çıkıp, ancak kulağa kadar varabiliyordu; yüreğe değil…

Aşka belki bir adım, belki asırlar vardı ama,sevgiyi diri tutmaktı, yaşatabilmekti esas olan. Ucuzcular pazarından kurtulup, sultanlar sofrasına hizmetli olabilmekti… İflah olmaz aşk kisvesini giyebilmekti. Gönülde maya tutup aşka, onu göklere armağan edebilmekti…. uçurtmalara…

Celal-i Didar’a yâr olabilmekti benim en gerçek düşüm… Sen ezelî ve ebedî, arzsız, arşsız, cennet ve cehennemsiz öylesine bir sevdasın ki diyebilmekti… Mevlânaca bir tavır koyabilmekti. Naz makamına ulaşmayı gönül hedefinin tam ortasına yerleştirebilmekti… Ruhum firdevslere kayarken, dünyanın sahte makyajı bulaşıyor yüreğime. Her renk bir adım daha ulaşılmaz kılıyor seni.

Kalbimde bir dünya kurup, binbirinin yıkılışını venüs bardağından seyretmek gibi bir şey sanırım ulaşılmazlığın…

Ey ulaşılmaz Matlubum!…

Hırçın dalgalar Kahhar ismini vuruyor dünya sahiline, güller Cemal isminle raksa başlıyor bir seher, kuşlar Nur ismini zikrediyor bir şafak kızıllığında…

Bense, Vedud cografyasında, ’seven’ şahsında talibi oynamaktayım. Belki adaylığın adaylığına bile lâyık değilken;

“Bende Mecnun’dan fusun aşıklık istidadı var,
Aşık-ı sadık benim, Mecnun’un ancak adı var…”

diyebilme cürekârlığına koşmaktayım…

Belki sadece içimdeki boşlukta çırpınıp durmaktayım…
Ey Rab! Sana ulaşmak sensizlikte kaybolmak nedir, anlatayım mı?
Kum fırtınasında, çölde, sağanaklara aşk olmaktır!…
Dünya elifle dönüyor, yürekler elife dönüyor… Aşk..

alıntı

 

 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/7/2009 - Yandım Ebedi Hüsnüne Meftun Olarak

Kategori: AsK-I iLaHi

Yandım ebedi hüsnüne meftun olarak
Kar etti dilim ruhuma efsun olarak

Sor hâl-i perişanımı saysın geceler
Geldim kapına kaç kere meftun olarak

Yandım yandım hüsnüne meftun olarak
Yandım yandım hüsnüne meftun olarak

Kahreyleme sevgili şâd eyle beni
Görsem ne çıkar bir kere memnun olarak

Etmek mi muradın beni ser mest-i haram
Ta haşre kadar böylece mecnun olarak


Dinlemek için:

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/6/2009 - Üç Harf Beş Nokta..

Kategori: AsK-I iLaHi

Ayn-Şın-Kaf=IŞK

 

Üç harf beş nokta.

Harflerle sınırlı,noktalarca sınırsız..

Dur-durak bilmeyen,engel tanımayan.

Girdiği her yerde baş tacı.

Sultanlar sultanı,gönüller ilacı.

Hükümranlığı ile dillere destan.

Bütün canlar O’ndan,O’nunla,O’na hayran..

AŞK deyince sarsılır alem..

Ne arş kalır,ne kürsi ne de levh u kalem.

Serâpâ kaplamıştır her yanı.

Görünen,görünmeyen ne varsa hepsine can.

Cana can katan ölümsüzlük iksiri,tüm canlara cânân..

En kutsal yasa,en büyük tasa ve en küçük; devâsâ..

 

AŞK… Hareketsiz sükun,sükunetsiz hareket..

AŞK… Kelimelere sığmayan bereket..

AŞK… Dibi görünmeyen bir derya..

 

Yusuf’un güzelliğine tutulan Züleyha..

Kimi zaman Ferhad,kimi zaman Şirin,kimi zaman Menun ile Leylâ..

 

Mustafa Demirci

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/6/2009 - Yanmaktan usanmamak,yanarken susamak...

Kategori: AsK-I iLaHi

Ne güzel derin bir âh ile yâd etmek SENİ..
Her dem düşünmek,her dem hayal etmek SENİ..
Ne güzel visalinle gülmek,firakınla ağlamak,
Yanmaktan usanmamak,yanarken susamak SENİ...

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/5/2009 - Gel Ey AşK..

Kategori: AsK-I iLaHi

Gel ey Aşk!

Ey gönlümüzün remzi,manası.

Gel ey bizim tarlamız,mahsulümüz!

Gel!..

Balçıktan yaratılan insanlar artık eskidiler,

Köhneleştiler..

Gel!

Çamurumuzdan yeni bir insan yap..

 

Muhammed İkbal


Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/4/2009 - Yakut Renkli Gözyaşı

Kategori: AsK-I iLaHi


Yakut Renkli Gözyaşı


Sabaha değin kulluk ve niyazda bulunan bir ihtiyar,seher aydınlığı yeryüzüne açılırken Allah’tan bir dilek diledi..

Bir ses duydu ansızın,nereden geldiğini anlayamadı,

” Bu kapıda duan kabul görmez,ruhunda yücelik yoksa yakarmaya devam et,başının çaresine bak” diyordu gizli bir ses.

Seccadeden kalkmadı ihtiyar.

İbadetine devam etti,ertesi geceyi de kullukta geçirdi.

Bağlılarından birisi durumu anlayınca,

”Dileğin geri çevriliyor görüyorsun,boş yere dua etme” dedi.

Adam gözlerinden yakut renkli gözyaşı akıttı hüzne düşerek:

Daha iyi bir kapı görseydim bu kapıdan,hiç beklemez ona koşardım..”dedi,

”O benden dizginini çevirirse,ben onun terkisinden çekerim. Dilenci bir kapıdan eli boş dönebilir,fakat yeni bir hamle için umudunu kesmez. Yolumun çıkmazlaştığını duydum. Ne çare ki gerçeğe başka yol yoktu.”

Sözleri bitirince yeniden secdeye vardı adam.

Yine bir ses çarptı gönül kulağına.

Bize layık değilse de kabul ettik,çünkü bizden başka kapı tanımıyor.”

 

Şirazlı Sadi/ Bostan

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/4/2009 - BİR

Kategori: AsK-I iLaHi


Biri iste; başkaları istemeye değmiyor.

Başkaları istemezken seni, önce O istedi.

Yolunu bekleyen yokken, hiç ummadığın bu varlığı isteyeceğini bildi.

Seni yoklar arasından seçti ve istedi.

Yokluğunun derdinde değilken başkaları, varlığını O önemsedi.

Sen şimdi, başkasını istesen bile, başkası seni istemiyor.

Yüzü seni istiyormuş gibi görünse de, özü sana sessizce veda ediyor.

Elinde olsa da, elinde kalmıyor.

Yanında olsa bile, sana vefa göstermiyor.

İstediğin kadar seninle kalmıyor.

İstediğince sana yâr olmuyor.

İstediğin yere gelmiyor.

Sürekli eskiyor, eksiliyor..

Arkasını dönüp gidiyor.

Yanına kâr kalmıyor.

Biri çağır; başkaları imdada gelmiyor.

Sen kendi sesine bile yabancı ve sağırdın.

Sesinin yutulduğu, sözünün boğulduğu o unutulmuşluktan seni O aldı.

Kendi sesin bile erişemezdi kulağına.

Herkesin sana sağır olduğu yerde,

yokluğuna ağlayışına, eksikliğine yanışına kulak veren O oldu.

Ağlayanın bile olamazdı yoksa.

Eksikliğin kimsenin derdi olmazdı asla.

Sevdiklerinin çağırdığı yerde hiç olmasaydın, seni şimdi hiç çağıran olmayacaktı. Adını anmayışlarına bile aldırmayacaklardı.

Sessizliğini kocaman bir imdat çığlığı olarak duyan ilk O oldu.

Seni çağırmasını bile bilmeyecekleri niye çağırıp durursun?

Her çağırdığın yere gelemeyecekler için nasıl da çığlık çığlığa koşturuyorsun. Başka çağırdıkların sana çare olmuyor.

Kalbinin sesini duymuyor.

Yaralarını görmüyor.

Hüzünlerinin yanağına serinlik sunmuyor.

Biri talep et; başkaları lâyık değiller.

Kimselere lâzım olmadığın zamanlarda, varlığını lüzumlu gören yalnız O oldu. Kimselerin seni beklemediği odalarda, seni bekleyen, senden vazgeçmeyen bir O oldu.

“Olsan da bir, olmasan da bir” sanıldığın dönemlerde, başkalarının gözünde hiç değerin olmadı.

Yokluğun dipsiz kuyularından elinden tutup çekecek başka kimse yoktu.

Unutuşun karanlık odalarında yüzüne bakıp seni var etmeye değer gören yalnız O oldu.

Sen O’nu talep etmeden, O seni talep etti.

Kendi yokluğunu kendinin bile dert edinmediği sonsuz s/ağırlıktaki betonların altında seni bir O buldu.

Arayanının bile olmadığı talihsiz bir kayıptın sen, seni hiç olduğun yerden aldı, aranılır kıldı.

Var olmaya değer olduğun konusunda hep ısrarcı oldu.

Seni her an yeni baştan var etti.

Her sabah yeni bir beden içinde uyandırdı.

Başkaları seni gözden çıkardı ama O hiç çıkarmadı.


Biri gör; başkaları her vakit görünmüyorlar, zeval perdesinde saklanıyorlar.

Sen seni O seni gördü diye gördün.

Senin kendini görmen bile O’nun seni görmesinden sonra oldu.

O seni görmek için görünür olmanı bile şart koşmadı.

Hesaplarda yoktun.

Ortalıkta gözükmüyordun.

Görünmeye değer değildin.

Görmeye mecalin zaten yoktu..

Başkaları yokluğunu göremezdi ki yokluğuna acısın da seni gözdesi eylesin. Başkaları eksikliğini hesaplayamazdı ki, varlığınla bir şeylerin tamamlanacağına inansın.

Sen görmeye istekli değilken, görmek istediğini gördü.

Sen kendi körlüğüne bile kör iken sana gören gözler verdi, görmeye değer güzellikleri hazır etti.

Yoksa başkaları ne seni görürdü ne sana görünür olurdu.

Başkaları görmeye değer bulmadı seni.

Öyleyse, sen onları niye görmeye değer bulasın?

Başkalarının gözünden düşeceksin nasılsa, onların gözüne girip de n’edeceksin? Başkalarının teveccühlerinin başköşesinde yer kapmak hatırına O’nun seni görmek istediği yerlerden kaçtın.

Seni umursamayan gözlerde, aradığın merhameti bulamayacaksın.

Boş yere yorulma.

Mahzun ve yalnız bir gözyaşı gibi düş dünyanın gözünden…

Biri bil; marifetine yardım etmeyen başka bilmekler faydasızdır.

Sen kendi yokluğunu bilmezdin, senin yokluğunu bir O bildi.

Sen kendini bilmediğini bilmezdin, senin kendini bilmediğini de O bildi.

Seni yoklukta buldu.

Kendini bilir eyledi.

“Ben” diye/bilmene izin verdi.

Sen her gece kendini sensiz bıraktın, unuttun uykularda bedenini;

ama O

seni unutmadı,

O’nsuz bırakmadı, göz yummadı varlığına.

Yokluğunu hesaba katamazdı başkaları, bir O hesapladı sevdiklerinin gözlerinde olacak o korkunç boşluğu.

Varlığını yokluğuna tercih etti.

Yoklar arasında bildi seni.

Başkaları bilse de seni, en fazla bir ölü listeye yazarlar adını.

En fazla bir soğuk taşa kazırlar hatırını.

Unuturlar seni.

Önce unutmayacaklarına inanırlar.

Sonra unuttuklarına utanırlar.

Sonunda unuttuklarını da unuturlar.

Biri söyle; Ona ait olmayan sözler lüzumsuz sayılabilir.

Nefesine bir O’nun adı yakışır.

Sesin bir O’nu anmaya değer.

Sözün bir O’nun hatırına yaşar.

Başkaları ölüdür, diri nefeslerine değmez.

Başkaları unutur, sımsıcak sesini harcamaya gelmez.

Başkaları hatır bilmez, söz etmeye değmez.

Huu…

 

Senai Demirci

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/4/2009 - Aşk Sözleri..

Kategori: AsK-I iLaHi


Aşk sözleri kuş dilidir.Ona Süleyman gerek..

 

                                                 (Sinan Paşa)

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/4/2009 - Lâ tahzen…

Kategori: AsK-I iLaHi


Lâ tahzen…

 

Üzülme!
Üzülebiliyorsan bir kalbin var demektir. Kalpsizler üzül(e)mezler ki. Ne mutlu sana ki, üzülebiliyorsun. Dokunan var demek ki kalbine. Ya dokunulmasaydı kalbine. Ya hüznün gönül toprağını karmasına izin verilmeseydi. Demek ki gözden çıkarılmadın. Demek ki sen hâlâ bir umut tarlasısın.

Üzülme!
Üzülüyorsan, Biri var ki cılız varlığını düştüğü çamurdan kaldırmak istiyor. Onun için dokunuyor kalbine. Kıymetini bil ki, üzmeye değer görüyor seni. Hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir. Kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir.

Üzülme!
Yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine. Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir. Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini, rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını, bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demek ki…

Üzülme!
Üzülüyorsan, şımaramazsın. Kibrin kirli tuzağına düşemezsin. Kendini beğenmişliğin çamuruna dolaşmaz ayakların. Uzak geçersin isyanlı yollardan. Heveslerinin ardı sıra düşüp nisyan uçurumlarının başına sürüklenmezsin. Seni Biri yakınlığına çağırıyor demek ki… Gözden çıkarmamış olmalı seni.

Üzülme!
Üzülüyorsan, bir kutlu teselli kapısının önünde bekletiliyorsun demektir. Gözlerini kaldır vefasız dünyanın eşiğinden. Gönlünün elinden çıkar sebeplerin boş avuntularını. Umudunu kes sahte doymalardan. Yüreğini küstür coşkulardan. Kapı açıldı açılıyor demektir.

Üzülme!
Üzülüyorsan, kaybedeceğin bir şeyler var demek ki… Kaybedeceği bir şeyi olanlar çoktan kazanmışlardır. Eline geçmeyenleri saymakla tüketme nefesini, elindekileri saymaya başla. Hepsini saysan bile, nefesini saymaya nefesin yetmeyecek demektir. Bak işte zenginsin.

Üzülme!
Seni bir “İşiten” var. Seni, senin kendini bile sevmenden önce O sevdi. Senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni. Çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil O. Yüreğinin her yangınına O yetişiyor. Ayrılıklarına ve sıkıntılarına metal soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil O. Yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor. Sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor. Seni herkesten çok anlıyor, seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor. Gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını. Bir ebedî çerçevenin içinde, gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni. Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor. Keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor.

Üzülme!
Varlığının tenine çiziktir her hüzün. Varlığından haber verir üzüntün. Hatırlar mısın, bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey bile değildin. Hiç umursanmadan çöpe atılabilecek kirli bir su iken sen, yüzüne bir tek O baktı. Kimselerin arayıp sormadığı, önemseyip adını bir kenara yazmadığı o günlerde, Senin adını ilk O andı. Hatırını bildi. Seni yanına aldı. Hep yanında oldu. Sen seni unutup da başını yastığa koyduğunda bile, seni her defasında sabaha çıkardı. Sen Onu defalarca unuttun ama O seni asla unutmadı.

Üzülme!
O’nun en sevdiği kulu da yalnız kaldı. Taşlandı. Sürüldü. Yaralandı. Aç susuz kaldı. Yuvasına uzaktan göz yaşları içinde baktı. Mağarada yapayalnız ve korunmasızdı. Senin gibi üzülen yol arkadaşına sonsuz müjdeler veren tebessümüyle fısıldadı: “Lâ tahzen, innAllahe meânâ.”

Üzülme!
Kaldır yüzünü yerden. Omuzlarından sarsıp kendine getirmek istiyor seni Sevgili. “Rabbin sana küsmedi ki…” Gözlerinin içine içine bak sevdiklerinin. “Rabbin seni unutup yalnız bırakmadı ki…”

 

Senai Demirci

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/12/2008 - YâR

Kategori: AsK-I iLaHi

YAR

Yanar Oldum yanar oldum
Aşk oduna yanar oldum
Bana bugün daha yakın
Hak tan gayrı yoktur dostum

Bir sel oldum
Bir çöl oldum
Bana bugün daha yakın
Hak tan gayrı yoktur dostum

Dara düştüm hara düştüm
Onulmaz bir derde düştüm
Bitecek olandan geçtim
Hiç ölmeyen bir YAR seçtim

Bir sel oldum
Bir çöl oldum
Bana bugün daha yakın
Hak tan gayrı yoktur dostum

Ö.Karaoğlu

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

"Bir sızı var kalbinde;ALLAH (c.c.)sevgisinden gayrı şeylerin dindiremediği...Bir açlık var içinde; O(c.c.)'nun zikrinden başkasının doyuramadığı...Bir susuzluk var dudağında;O (c.c.)'na yakarış dışındakilerin gideremediği..."

  • İLÂHİ!..

    ENTE MAKSÛDÎ

    VE

    RIZÂKE MATLÛBÎ..

    Kategoriler

    Dostlar

    mehmetakif
    Özkan Özdemir
    rumuzsehadet
    erva
    azizmahmut
    mehmet toprak
    subat75
    keremcem130
    Gül Hanım GüRSOY
    kuldan
    gulale
    glnrylmz
    Yeni ırmak blogcu
    mevlana1
    qulistan
    dolunayayazi
    nasibim
    sevgipinari01
    cocukgelisimindebirnumara
    mehmet orhan durdu
    Seyma .
    esmaulhusnafaziletleri
    nurosmanlitorunu16
    vuslatgulu1
    dervis35
    gulkokulum
    saklinciler
    ruhumunhendesesi
    Esmâ Lâ'l
    sadiyedemir
    zeynepnazz18
    huzuralemim
    leylimecnun
    cezmeveda
    guleferman
    tesetturluyum
    dostilleri
    asikatularabiyye
    zellankadef
    tahress
    bilmiyorumbilmiyorum
    havfvereca
    ifham
    sanageldimhabibim
    gulvisal
    latehzen
    mehmeteminay
    krmzgl
    40ayak
    nurtaneleri
    susamcorekotu
    aleyna53
    seyyahcagri
    cennetyolcularin
    zehrafindikli
    91islam
    manevihayat
    sehadetyildizi
    kalbitasfiye
    makam-ı ferahhfeza ...
    nuraysem
    askimakber
    mucizelimarket
    YuSuF YüZLü
    heranduam
    ozleminellerinden
    eminegolylmz
    altnsilsile
    laluask34
    marifetatolyesi
    atayurtturkistan
    herdaimumit
    beyazgul42
    Ercan Gümüş
    Ercan Ekinci
    maneviiklim